Tutulan kahır nöbetlerinin sancısı hep, ellerimde.
Aynı gökyüzünün altında hiç biter mi
öyküler ve
günbatımları diye sormuştum seneler evvel
yalnız yarıma, bir
mektubumda.
Cevabını bilmediğim,
Sorduğumu unuttuğum
sorular çoktandır demleniyor içimde.
Ağrı ve acı, nerde
durur, ellerinde mi insanın
Gözlerinde mi,
bilmiyorum.
Nasıl kafa tutmuşum bunca ıssızlığa
Bu kış ayazında, bir
başıma.
Etimden geçen
zamanın, lime lime ettiği anlardan
Bir sızı
kaldı,yüreğimde.
Ellerimin titremesi
geçince, dinecek sanırdım bu ayazı.
Her kış, daha da
soğuttu içim ayazlarını.
Sevince göğsünde
sümbüller açan kadınlar vardı,
Kendine inanamadığı
için saçlarını kör bıçakla kesen kadınlara dönüştüler.
Kaç patiska çarşafta
yırtıldı avazım.
Kanayınca geçecek
sanırdım, ruhumun kızıllığı.
Yanıldım.
Bir melek fısıldadı:
“Yanılgı, biz insanlar için; kelebekler bu savaşa dâhil değil”
Altını çizdiğim
satırlar vuruyor beni,
İncecik çiziliyorum
en c/an yerlerinden z-amanın:
“sen hangi bilinçtesin Lahzen,
Hangi göklerin
bulutlarından yağdın bu çorağa söyle..”
İçim hep Leyla.
İçimde hep yüzüstü
yere çakılan bir Nilgün var
o nefessiz gecelerin sonunda, ne vakit balkona çıksam.
Ellerim tül olacak
bir gün biliyorum.
Titredikçe bunca
canım yanmayacak.
İçimin kaybolan
dilini bulacağım bir gün.
Durmadan yazacağım o
gün.
İlkbahar gibi,çiçek
açacak ruhumda,
Nergis kokacak
dizelerim,
Bekliyorum.
2021- nisan 12. /
İzmir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder