22 Ekim 2017 Pazar

Yağmur Duası

 Annenin bıraktığı yerlere papatyalar ektim,

gece boyu yandı durdu içimdeki kahır.
Ellerinin titrememesi,
kendini koyduğun yeri yadırgamamak,
bir hatanın diyetini öderken kendini yitirmemek,
azı olduğunu da bilmek,
çiçeğe bakıp ah etmeden renklerini görmek,
diyorum:
galiba bu-
kendinden razı olmak.
Birinin senden razı olması da:
Aşk.

Böylesi de var, inan! Diyebilmek için
biriktirdiğim güzellikler heybemde.
Ve fakat!
Tarumar ediliyor çıkınım,
hoyrat bir sevdanın eline geçtiğinde.
Şimdi ben bir kediden öğrendiğim yegâne refleks ile

Yalayıp iyi eylesem yaralarımı,
gücüme gider.
Kanırttı kalbim yeşerttiğin hüznü,
(ç)oktan.

altını çizdiğim bir satır vurdu geçen gün beni:
“elma kurdu dediysek,elma çürüktür mutlaka.”
çürümüş bir su tadı yürüyor damağıma epeydir.
ve ben senin tarafından bırakıldığım bir kışın
şimdi tam ortasında,
yalınayak ve çorapsız
çetin bir kışa kafa tutmakla yükümlüyüm.
Zira önümüz kış.
ve her yağmurun bir zamanı var,
hala böyle çıkılıyor yağmur dualarına.
ve her Lotus çiçeği bilir niye suyu sevdiğini.
ve her kaktüs bilir fazla suyun onu çürüteceğini.
ve önüm-üz kış,
bilirim ki zor geçecektir yalınayak
ve çorapsız.



10 Ekim 2017 Salı

Nar ve Har

 Ve ben,senden sonra içinde bin bir çiçek,

ile-
köklerini hiçbir saksıya sığdıramadığım.
oysa biz “bir çiçek büyütmüşüz saksıya sığmaz” dan kavramıştık
öykümüzü.
Sandığım,buydu.
Bildiğim,başkaca.
Nicedir içimde harlanan bir nar burukluğu,
içimde bir kırık nar
her tanesi kan
kırmızı.

Olsan öperdin dudağımın kurağından
yeşerirdim neminin buğusundan.
Islak bir türkü tellenirdi dilimin ucunda
dilimin ucundan dökülüyor,
koynumda
bir çocuk düşü gibi büyüttüğüm sözcükler-
Yarım kalmış tümceler,
saçaklarıma konan ürkek serçeler gibi.
İçimde bir nar,
her tanesi, ayrı
har.

Bazı kitapları yarım bırakmak gerekir diyor, yarım kalanlar.
Bir yolcu
bazı yolları gitmemek gerekir de diyor
bir gezgin
bazı öyküleri bitirmemek gerekir diyor
bir şair.

Tenimde bir cinnet uyanıyor ne vakit
dokunuşunun tadını duyumsasam.
Ve bir cinneti öteliyorum epeydir
nasıl ötelendiğini bile bilmeden.

Düşün, incecik bir sancıya d/evrildiği yerde
bıraktın beni.
Bıraktın omurgamda bir kırık ile ben’i.
o kırık hava kemiklerimden sızıyor içeri.

Dudağının kenarında kesik kanatlı bir kuş gibi kalmış
gülümsemen için,
bin kez özür diliyorum tüm kahkahalarımdan.
Affetmiyorum beni.
Seni affetmediğim gibi.
Çocuktuk ya biz, bundan önce.
Biz bundan önce başkacaydık ya hani,
birbirimizi hiç kırmadığımız bir yerdeydik.
oradan öpüyorum,seni.
Bu şehir ancak yağmurlu bir günde terk edilir diyor

İç ses.
Yağmur yağmıyor ki.
Bir çölde dualarını ezber ettiğim yağmurlara hasret,
bir başıma geçiyorum caddeleri.
Yağmur yağmıyor, ben sağanak.

Düşün incecik bir sancıya devrildiği yerde bırakıyorsun beni.
Düş ve sancı.
Yan yana şimdi.
Bir kırık nar içimde,
her tanesi kan kırmızı.

K'aralamalar

           Sevmek bir kapasite belki de, heybende biriktirdiğin ne varsa; yankı bulduğuna da götürebildiğin; hatta taşırdığın bir kapasite. ...