10 Ekim 2017 Salı

Nar ve Har

 Ve ben,senden sonra içinde bin bir çiçek,

ile-
köklerini hiçbir saksıya sığdıramadığım.
oysa biz “bir çiçek büyütmüşüz saksıya sığmaz” dan kavramıştık
öykümüzü.
Sandığım,buydu.
Bildiğim,başkaca.
Nicedir içimde harlanan bir nar burukluğu,
içimde bir kırık nar
her tanesi kan
kırmızı.

Olsan öperdin dudağımın kurağından
yeşerirdim neminin buğusundan.
Islak bir türkü tellenirdi dilimin ucunda
dilimin ucundan dökülüyor,
koynumda
bir çocuk düşü gibi büyüttüğüm sözcükler-
Yarım kalmış tümceler,
saçaklarıma konan ürkek serçeler gibi.
İçimde bir nar,
her tanesi, ayrı
har.

Bazı kitapları yarım bırakmak gerekir diyor, yarım kalanlar.
Bir yolcu
bazı yolları gitmemek gerekir de diyor
bir gezgin
bazı öyküleri bitirmemek gerekir diyor
bir şair.

Tenimde bir cinnet uyanıyor ne vakit
dokunuşunun tadını duyumsasam.
Ve bir cinneti öteliyorum epeydir
nasıl ötelendiğini bile bilmeden.

Düşün, incecik bir sancıya d/evrildiği yerde
bıraktın beni.
Bıraktın omurgamda bir kırık ile ben’i.
o kırık hava kemiklerimden sızıyor içeri.

Dudağının kenarında kesik kanatlı bir kuş gibi kalmış
gülümsemen için,
bin kez özür diliyorum tüm kahkahalarımdan.
Affetmiyorum beni.
Seni affetmediğim gibi.
Çocuktuk ya biz, bundan önce.
Biz bundan önce başkacaydık ya hani,
birbirimizi hiç kırmadığımız bir yerdeydik.
oradan öpüyorum,seni.
Bu şehir ancak yağmurlu bir günde terk edilir diyor

İç ses.
Yağmur yağmıyor ki.
Bir çölde dualarını ezber ettiğim yağmurlara hasret,
bir başıma geçiyorum caddeleri.
Yağmur yağmıyor, ben sağanak.

Düşün incecik bir sancıya devrildiği yerde bırakıyorsun beni.
Düş ve sancı.
Yan yana şimdi.
Bir kırık nar içimde,
her tanesi kan kırmızı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

K'aralamalar

           Sevmek bir kapasite belki de, heybende biriktirdiğin ne varsa; yankı bulduğuna da götürebildiğin; hatta taşırdığın bir kapasite. ...