22 Nisan 2021 Perşembe

G/özün Gördüğü

Ve insan bırakır kendini denizin bulanık

sularına

kalbindeki ağır  taş ile

tereddüt bile etmeden.

yapma diyecek birinin yalvarışı,

denizin dibini sıyırmadan evvel

baktığı bir çift göz kalır en son aklında.

yaşama tutunma dirayeti kalmamış birinin

iplerini 

kim tutabilir -di.

suya atılan bozuk paralar gibi 

yavaş yavaş 

usulca 

çekilir beden suyun en dibine.

Oysa olsaydı çaresizliğin de bir dibi,

bir sonu olsaydı acı çekmenin 

ve yalnızlığın

bu sonsuz bir başınalığın 

bir çaresi olsaydı 

30larında gencecik bir adam 

ayağına on kiloluk taşı bağlayıp 

atar mıydı kendini 

denizin en dibine 

hiç duraksamadan.


koştum.

koştum.

yalvardım:

yapma! nolursun...


ne olurdu sahi? 

yetişebilseydim.

durdurabilseydim..ne olurdu?

bilmiyorum.


günler önce bileklerine gözünü diken-
ben değil miydim?

şimdi gitmeye teşne 

o genç adamı hayatta tutmak için koştum

koştum...


bazen hayat böyle de çarpabilir insana.

Ağır bir taşın ucunda,

gencecik bir bedenin 

suların altına gömüldüğü o sonsuz zamana

o sonsuz ana 

şahit yazarlar seni.

Polisler de değil üstelik 

g- özün. 


G/özün şahitliği

en ağırı.

İnsanı denizin dibine usul usul çeken taş gibi

ağır.

ve katı.


"Kurşun gibi izler
Son bakıştaki o gözler

Kaldı aklımızda"



19 nisan. 2021. park. izmir.

12 Nisan 2021 Pazartesi

Medet

                                         Tutulan kahır nöbetlerinin sancısı hep, ellerimde.

Aynı gökyüzünün altında hiç biter mi

öyküler ve günbatımları diye sormuştum seneler evvel

yalnız yarıma, bir mektubumda.

Cevabını bilmediğim,

Sorduğumu unuttuğum sorular çoktandır demleniyor içimde.

Ağrı ve acı, nerde durur, ellerinde mi insanın

Gözlerinde mi, bilmiyorum.
Nasıl kafa tutmuşum bunca ıssızlığa

Bu kış ayazında, bir başıma.

Etimden geçen zamanın, lime lime ettiği anlardan

Bir sızı kaldı,yüreğimde.

Ellerimin titremesi geçince, dinecek sanırdım bu ayazı.

Her kış, daha da soğuttu içim ayazlarını.

Sevince göğsünde sümbüller açan kadınlar vardı,

Kendine inanamadığı için saçlarını kör bıçakla kesen kadınlara dönüştüler.

Kaç patiska çarşafta yırtıldı avazım.

Kanayınca geçecek sanırdım, ruhumun kızıllığı.

Yanıldım.

Bir melek fısıldadı:
“Yanılgı, biz insanlar için; kelebekler bu savaşa dâhil değil”

 

Altını çizdiğim satırlar vuruyor beni,

İncecik çiziliyorum en c/an yerlerinden z-amanın:
“sen hangi bilinçtesin Lahzen,

Hangi göklerin bulutlarından yağdın bu çorağa söyle..”

İçim hep Leyla.

İçimde hep yüzüstü yere çakılan bir Nilgün var
o nefessiz gecelerin sonunda, ne vakit balkona çıksam.

 

Ellerim tül olacak bir gün biliyorum.

Titredikçe bunca canım yanmayacak.

İçimin kaybolan dilini bulacağım bir gün.

Durmadan yazacağım o gün.

İlkbahar gibi,çiçek açacak ruhumda,

Nergis kokacak dizelerim,

Bekliyorum.

 

2021- nisan 12. / İzmir.

Dilemma

 İkiye böldüm:

Papatyayı ve çileği.
ikiye böldüm:
çiçekleri ve meyveleri.
İkiye böldüm:
Kuşları ve isimsizlikleri.
Ve saldım kuşları bir bir,
yüreğimin kafesinden.
Meyve için önce çiçek gerek-miş
bildim çok sonraları.
Çiçeği duydum,
dallarıma yürüyen bahardan.
Meyveyi bildim,
doğurduklarımdan.

Ve yağmurların kıymetini,
çiçeğin ihtiyacından.
Ve kışın hoyratlığı kaldı damağımda
bir yağmur duasına çıkmışken
çorapsız,yalın ayak.
Dallarına süt yürüyen incir ağacı gibi,
içime açtım çiçeğimi.
Doğuracağım inciri sır gibi sakladım
sakındım balımdan.
İçime içime işledim tadını,
şerbetini.
ve kan gibi aktı dallarımdan
çiğ bir süt ağusu.
Kuşları saldım,
çiçekleri tohumladım,
meyveleri verdim,
yağmurları dualadım,
bir bir eyledim çaylardan papatyaları:
yine de bu kış,
yalın ayak.
yine de bu kış sonsuz sahra
yine de bu kış-lar çorak.
Yağmadı toprağıma bir damla yağmur.
Çıkılmaz artık yağmur için dualara,
ruh, vurulmaz artık sonsuz ayazlara,
mevsimi bildim,
yağmuru sustum.

Ayaklarım çıplak olsa da,

Rengârenk gökkuşağı battaniyelerim.
İncirin balı damağımda,
şerbeti ruhumda.
İçine içine açacak ağacımın çiçekleri
ve meyve vereceğim en sonunda.
Kendini, kendi sırrından doğuran incir ağacı gibi. Usulca.

Fesleğen ve Menekşe Ağıdı

 

Babaannemin balkonundaki fesleğen

Ne zaman başını okşasam

Sevda kokardı.
Sonra anladım, çok sonra
bir insanın neden “gölgesine razı bir fesleğen” olmayı

Dilediğini.

Babaannem, ömründen geriye menekşeler bıraktı,
kokmayan.



12 nisan- 2021 / İzmir.

K'aralamalar

           Sevmek bir kapasite belki de, heybende biriktirdiğin ne varsa; yankı bulduğuna da götürebildiğin; hatta taşırdığın bir kapasite. ...