Beni bir annem doğurmuştu böyle
bir de sen-
Dedi.
kendimi bir ben düşürmüştüm böyle-
bir de sen
dedim.
Rahmimden düşen gül ve
Yaprakları:
kırmızı.
ve biliyorum dünyayı kavramak
memelerini kavramak kadar kolay değil çoğu kez
ve çoğu kez düşürüyorum rahmimden
bir gül yalazını.
iç’ini
çok giyilmiş giysiler gibi
çıkartıp bir kenara
koyamıyor insan.
sokaklara dökülüyorum
kırıldığım yerlerden,
tüm kaldırım taşlarından
merhamet diliyorum.
Taş olmak nedir biliyorum
basarak taşlaştırdıklarımdan.
çürümüş suyun tadı
ağzımda
ne vakit acıtan bir sevdayı öpsem
su çürüyor Leylalığımda
yine de her sabah kalkıp yokladığım
kış sabahı düşleri-m var çıkınımda
çaylardan papatya edecek-
miyiz?
Çilek olur mu benden diye soruyorum
bir nergise
çiçek senden,olur diyor.
Ben şimdi bütün çayları demliyorum:
papatya ederiz diye.
Çayı papatya etmeyi öğreniyorum.
Mayamın çilek oluşunu tanıyorum:
iç’imin kırmızılığından.
beni bir annem doğurmuştu böyle, dedi.
Ama bir sen sarıldın “bıraktığı yerlerden”.
kalbimdeki kuşlar göçüyor her kış;
kalbine.
üzmeyen çoraplarla gelecek,
Önümüz kış.
Çanakkale.