4 Ocak 2015 Pazar

İncir Z/amanı

 

Yıkıp yeniden

Yeniden inşa etmekten yapmıştı kadın kendini.

Var olmak diye bir şey yoktu.

Yıkmak ve inşa etmek vardı.

İnşa edilen: bir önceki yıkıntının molozlarındandı.

 

Düş’tü:

Kırıldı.

B/aktı:

Yoruldu.

 

Kanayan dizlerini saracaktı

Aynanın karşısında, çırılçıplak.

Sabah uyandı, yatak k/an içinde.

Aynada iki yara bandı.

Dizlerinde kan kurumuş

Aynada bir kesik.

Düş’tü:

Kırıldı.

Kesikti, acıttı.

 

Yağmur sonrası toprak kokusu kadar alışılmış

Yaralar açtık etimizde.

Tatlı tatlı kaşınan çocuk yaralarının

Garip iştahıyla kaldırdık kabuklarını.

Kabukların altından görünen et,

Hatırlattı bize kanayabileceğimizi.

Gecenin üçünde ağlıyordu çocuk:

Tanrı’m, yaralarımı sevdiğim için beni affet!

Gecenin üçünde ağlıyordu kadın:

Tanrı’m yaralarımı kanattığım için beni affet!

Gecenin üçünde ağlıyordu adam:
Tanrı’m yaraladığım için beni affetme!

Bir ah döküldü Didem’n dallarından

Manzarası mezarlık olan bir odadan

Dışarı bakmak gibi hayat.

 

Bir yerden bir yere giden;

Hiçbir yere var-a-mayan insanlar kalabalığı.

 

Muhammed’in ümmetinden,

Didem’in şiirlerine sığınırım.

İstemem hiçbir ayet inmesin göğümden göğsüme 

Yeryüzüne ben,

Yalnız ben

Dayanırım.

 

Gecenin üçünde ağladı incir ağacı:

“Dalımdan düşen kimseyi affetmedim!”

 

Varlık ile yokluk arasındaki boşluğa “yaşam” deniyor-muş.

İncir ağacından öğrendim.

 

4 Ocak 2015.

K'aralamalar

           Sevmek bir kapasite belki de, heybende biriktirdiğin ne varsa; yankı bulduğuna da götürebildiğin; hatta taşırdığın bir kapasite. ...